40+ için ilk elma ısırığı

Standard

Sağda solda, herkesin elinde gördünüz. Ve sonunda 2 yıldır ettiğiniz “Yani ben anlamıyorum nedir bu böyle sürekli elinde telefona bakarak yaşıyorlar. Biz eskiden sosyaldik bidibidi” laflarınızı yuttunuz ve siz de bir iPhone aldınız. Aldınız da ne olacak şimdi? Sağı solu aradınız, SMS falan attınız da bu insanlar ne yapıyor da saatlerce telefona bakıp “sosyalleşiyorlar”?

İşte bu yazıyı da bunun için yazıyorum. Arkadaşınıza ona buna sorarak telefonunuza indireceğiniz programlar – appler – ile telefonunuzu tam kapasite ile kullanmak için 8 aya ihtiyacınız olurken, bu yazı sayesinde 2 gün içinde iPhone’a 15 yaşındaki lise çocuğu gibi takla attıracaksınız. (küsuratlı rakamlar vereyim ki salladığım anlaşılmasın)

App Store:

İşte telefonunuza ek özellikler kazandıracağınız mekan. Hemen bir Apple ID oluşturun ve bu mağazada yeni uygulamaları taramaya başlayın. Kredi kartı bilginizi de girmeyi unutmayın ki ücretli appleri de indirebilin.

Bildiğimiz Tayfa: Sosyal Medya:

Facebook‘u ve Twitter‘i biliyorsunuz. E bunların iPhone (ve hatta iPad) appleri de var. bunlar yardımıyla arkadaş eş, dost, beğendiğiniz firmalar, yazarlar vs herkes ile iletişimde kalabilir, içerik paylaşabilir veya ay yeni saçın harika olmuş, inanmiyoram nişanlandın mıa, istinye parkta karamel makiato içiyorum süper yapıyolla diyerek zaman da öldürebilirsiniz.

LinkedIn ise bu tür muhabbetlerden uzak, iş amaçlı bir sosyal medya sitesi. Şiddetle tavsiye olunur, buradan iş bulan çevresini genişleten insan sayısı sizin jenerasyon için bile az değil.

Foursquare, yeni bir oluşum sayılır. Buradaki profiliniz ile sağ soldaki mekanlara “check in” yapabilir ve bundan puan kazanabilir ve ilerleyen zamanlarda badge denilen rozetleri kazanabilirsiniz. “Ya ne gereksiz bişey ne olacak ben check in yapınca” sorusunu soran ne ilk ne de son kişisiniz. İlk başta çok anlamsız gözükse de aslında şöyle güzel bir yanı var. Misal gittiniz bi mekana, check-in’inizi yaptınız, bir baktınız ki aklınızda hayalinizde olmayan bir arkadaşınız da burda. Yani normalde plan program yapıp buluşamadığınız arkadaşlarınızı tesadüfen bulabileceğiniz ve buluşup iki laf edebileceğiniz ortamı yaratıyor foursquare. İlk kullanımlarda aşırı bağımlılık yapıyor, sonraları duruluyorsunuz. Bayanlar aman dikkat, sürekli olarak arkadaşlık isteği alacaksınız kaymak gibi delikanlılardan. Kaymak dediysek lafın gelişi olduğunu söylememize gerek yok, burası Türkiye. Bir de son bir genel uyarı, tanımadığınız insanları arkadaşınız olarak eklemeyin, bu konum bazlı bir uygulama, dolayısıyla tanımadığınız insanlara nerede olduğunuzu bildirmek istemezsiniz, değil mi?

Eveet, gelelim bayanlara daha çok hitap edecek bir oluşuma. Pinterest‘i online mantar panonuz gibi düşünebilirsiniz. Beğendiğiniz dekorasyon ürünleri ,kıyafet, hobi eşyaları, fotoğraflar, çizimler ve daha neler neler. Twitter gibi arkadaşlarınızı takip edebileceğiniz, facebook gibi bir profile sahip olabileceğiniz bir yer Pinterest. Kullandıkça delireceksiniz benden söylemesi.

Atın o dergiyi çöpe:

Flipboard, gerçekten de dergi okuma alışkanlığınızı dijital ortama taşıyacak bir uygulama. (En azından İngilizce içerik için)Kullanımı çok basit, hemen ilgilendiğiniz alanları seçiyorsunuz ve o alanlarla ilgili yazılan çizilen ne varsa büyük fontlarla kolayca okunabilecek bir yapıda ve sayfa çevirme efektli bir biçimde karşınıza geliyor. Hem de Facebook ve Twitter’inizi da Flipboard’a ekleyip okuduğunuz bir yazıyı kolaylıkla paylaşabilirsiniz. Ayrıca Facebook ve Twitter’inizda da neler olmuş, bu uygulamadan hepsini bir dergi edasıyla okuyabilirsiniz, “Like” ya da “Retweet” edebilirsiniz.

Konuşmak, bedaveee!

Viber, 3G ya da Wi-Fi üzerinden data yolu ile telefon ile görüşebileceğiniz bir program. Üstelik tanımlı data paketiniz varsa ücretsiz! (Çok fazla data da yemiyor, 1GB ve üstü tanımlı paketiniz varsa rahatlıkla kullanabilirsiniz.) Tango ise Viber’in görüntülü olanı. Her iki program da adres defterinizden bu programı kullanan arkadaşlarınız buluyor ve özel bir listede gösteriyor.

Mesajlaşmak da bedaveee!

Zaten iPhone’un kendi Message uygulaması, iPhone’lar arası ücretsiz mesajlaşmanızı sağlıyor. Yoksa bilmiyor muydunuz? Peeehh. Girin Message uygulamasına, ekleyin iPhone kullanan bir arkadaşınızı, bir anda küçük yeşil olan gönder tuşu maviye dönecek ve siz data paketiniz üzerinden ücretisiz mesaj atabileceksiniz. Keza başka akıllı telefonlarda bu olay işe yaramıyor ne yazık ki. Üzülmeyin, onlar için de Whatsapp var. Aynı Viber ve Tango mantığında çalışıyor, uygulamayı kullanan kişileri adres defterinizden otomatik eşleştiriyor ve hemen mesajlaşmaya başlayabiliyorsunuz.

Acaba trafik var mı? 

İBB CepTrafik, Bildiğiniz İBB Trafik web sitesinin iPhone için geliştirilmiş versiyonu. Trafik kameralarına da bakabiliyorsunuz.

Dokümanlarım hep yanımda

Cloud ya da Bulut Bilişim denilen bir şey var, duydunuz mu? Duymadınız değil mi? E Peki. Kısaca anlatayım. Tüm dokümanlarınızı dünyanın herhangi biri yerindeki bir bilgisayara yüklüyorsunuz, böylece kulladığınız tüm cihazlarda (laptop, cep telefonu, iPad, internet kafe’deki bir PC vs) aynı dokümanı görüntüleyebilir, editleyebilir ve yine tüm cihazlarınızda aynı anda update edebilirsiniz. Büyü gibi bir şey. Açıyorsunuz Word dosyanızı, kaydediyorsunuz bilgisayarınıza. Bir bakıyorsunuz iPhone’da da değişmiş. Büyük icat. Dropbox ise bu hizmeti sunan en yaygın firmalardan biri. 2GB alan bedava, daha büyük alanlar için aylık ve yıllık ücretleri var.

Bildiğiniz scanner(tarayıcı)

Abby TextGrabber da şeytan işi başka bir uygulama. Dokümanın fotoğrafını çekiyorsunuz, size edit edebileceğiniz bir yazı olarak “tarıyor”. Şahane.

Başım ağrıyor

Eczane, nöbetçi eczanelerin ilçe ilçe listelendiği bir uygulama.

Bu Allah’ın unuttuğu yerde Taksi nerede ya?

Taksimetre, hem gideceğiniz yere kadar ne kadar ücret yazacağını gösteriyor, hem de GPS konumunuza göre size en yakın durakların telefonlarını gösteriyor. Büyük kolaylık.

Aaa bu şarkı süper, kim söylüyordu bunu?

Shazam ile şarkıyı dinleiyorsunuz telefona, şıp diye söylüyor şarkı neymiş kim söylermiş, klibi var mıymış. Encore versiyonu biraz tuzlu ama sınırsız dinletme özelliği ile değer.

Evet. Geldik yazımızın sonuna.

Bence çok güzel bir başlangıç yaptınız, artık siz de o ekrana melül melül bakan mobil kölelerden biri oldunuz.

Aramıza hoş geldiniz.

Kulübümüzün ilk kuralı 15MB’lık Powerpoint e-maillerini forward etmemektir.

Teşekkür ederiz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s